• dragglus

Black Mesa (Half-Life Remake) İncelemesi

Platform : PC

Çıkış Tarihi : 6 Mart 2020

Tür : Aksiyon / FPS

Yayıncı : Crowbar Collective

Geliştirici : Crowbar Collective



1998 yılında ilk çıkışının ardından Half-Life, oyun dünyasını ve özellikle de Birinci Şahıs Nişan Alma (First Person Shooter) oyunlarını kökünden değiştirdi. Çıktığı yıl inanılmaz gerçekçi grafikleri, eğlenceli ve kaliteli oynanışı, kusursuz hikaye anlatımıyla ellinin üzerinde yılın oyunu ödülüne layık görüldü ve tüm zamanların en iyi oyunlarından biri olarak kabul edildi. Daha sonra 2004 yılında çıkan devam oyunu Half-Life 2 ile Valve, çıtayı bir üst seviyeye çıkararak o dönem için devrim niteliğinde kabul edilen gerçekçi fizik animasyonları, yapay zeka ve oynanışı ile biz oyunculara tam anlamıyla bir başyapıt sundu.

Bu başarılarının yanı sıra Valve, bugün milyonlarca kullanıcıya sahip ve içerisinde milyonlarca oyun bulunan "Steam" platformunu Half-Life 2 ile beraber çıkartarak oyun dünyasında yeni bir döneme imza attı ve günümüz oyunculuğuna yön verdi. Half-Life çıktığı günden itibaren oldukça geniş bir hayran kitlesine ulaştı. Sayısız ve yepyeni oyun modlarına hayat verdi. Bunlardan en popüleri tabii ki de Counter-Strike oldu.


Yine bir hayran kitle tarafından kurulan Crowbar Collective, 2012 yılında Half-Life 2’de kullanılan ikonik “Source Engine” oyun motoru ile birinci oyunu baştan yapmak için kolları sıvadı. 8 yıllık bir geliştirme sürecinin ardından, 2020 yılında orijinal oyunun çıkışından tam 22 yıl sonra, Valve ve Steam’in destekleriyle birlikte Black Mesa gayri resmi bir Half-Life Remake oyunu olarak piyasaya çıktı. Aradan geçen bunca yıldan sonra hala karşımızda tarihin en iyi oyunlarında biri mi, yoksa gelişen oyun dünyasıyla birlikte etkileyiciliğini kaybetmiş ve artık sıradanlaşmış bir oyun mu duruyor? Gelin hep birlikte bakalım.


HİKAYE

Hikaye adına şunu söyleyebilirim ki dönemi için oldukça iyi kurgulanmış ve başarıyla işlenmiş. Detaylı, derin ve merak uyandırıcı, ilerledikçe kendini daha da içine çeken bir hikayeye sahip oyun. Günümüz standartlarında bile hala çoğu oyunun hikayesinden çok daha iyi ve kaliteli olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.


Hikayemiz, ana karakterimiz Gordon Freeman’ın işe geç kalmasıyla başlıyor. Kendisi New Mexico’da bulunan Black Mesa Araştırma Tesislerinde çalışan bir teorik fizikçi. Yeni bulunan egzotik bir anti-maddeyi test etmek amacıyla bir deneye katılmak üzere görevlendirilen Gordon, radrasyondan etkilenmemesi için özel olarak geliştirilen HEV (Hazardous Environment Suit) kıyafetini giyerek deneyin yapılacağı odaya geliyor. Burada deneyin ters gitmesi sonucu yaşanan bir patlamada, uzaylı yaratıklara ev sahipliği yapan Xen isimli başka bir boyuta kazara bir portal açılıyor ve uzaylı ırkı Black Mesa tesisini işgal ediyor.


Kaza sonrası sağ kalan bilim adamları ve güvenlik görevlilerinin yardımıyla Gordon tesisin dışına çıkmak ve yardım çağrısı yapmak için yola koyuluyor. Yolculuk sırasında Gordon kendini Xen’den gelen uzaylılarla ve daha sonra devlet tarafından yollanan askerlerle mücadele ederken buluyor. Bu mücadeleden sağ çıkıp portalı kapatmak ve uzaylı ırkının işgalinden dünyasını kurtarmak bu saatten sonra artık sadece Gordon Freeman’ın başarabileceği bir görev haline geliyor. Bunun ötesinde siz oyunculara spoiler vermeden hikayeyi anlatmam çok zor. Fakat şu kadarını söyleyebilirim, hikayemiz ilerledikçe yeni olaylar, soru ve sorunlarla mücadele ederken, zaman zaman yorulacak, isyan edecek, sinir olacaksınız. Zaman zamansa sizi şaşırtan ve hayrete düşüren bu olayları mutlaka ilk elden kendiniz deneyim etmelisiniz.


OYNANIŞ

Black Mesa, bir Birinci Şahıs Nişan Alma oyunu ve temel olarak piyasada gördüğümüz benzerlerinden çok da farklı değil. Karakterimiz Gordon Freeman asla konuşmuyor, bunun sebebi oyunun sizi Gordon’ın yerine koymak istemesi. Gordon’ın karakterini siz oyuncular şekillendiriyorsunuz. Yıllar içerisinde bu tarzı uygulayan pek çok oyun karşımıza çıkmış olsa da Half-Life bunu ilk ve en iyi yapan oyunlar arasında bulunuyor.


Oyun 20 bölümden oluşuyor ve hemen hemen her bölümümde amacımız A noktasından B noktasına ulaşmak oluyor ve bu bölümlerde genellikle çözmeniz gereken bulmacalar (puzzle) da bulunuyor. Burada Black Mesa'yı günümüz modern FPS oyunlarından ayıran en büyük özellik ise oyunun hiçbir şekilde elinizden tutmuyor olması. Gideceğiniz yeri gösteren bir harita, işaretlenmiş noktalar ya da objektifinizin ne olduğunu gösteren yazılar bu oyunda bulunmuyor. İlerlemek ve bir sonraki bölüme geçmek için ne yapmanız veya nereden gitmeniz gerektiğini sizin bulmanız gerekiyor. Bu da bölümleri bitirme sürenizi doğal olarak oldukça uzatıyor. Bu bir eksi olarak gösterilemeyebilir ancak bazı oyuncular bu durumdan rahatsız olabilir. Yani bu konuda da oyunun orijinalliği korunmuş (eski oyunlar böyleydi yapacak bir şey yok). Şahsen benim de belli noktalarda gitmem, görmem veya bulmam gereken şeyler için "Yok artık!" dediğim oldu. Yine de kendi başıma ne yapacağımı bulmaktan oldukça keyif aldım ve her bölümün sonunda kendimi tatmin olmuş ve başarmış hisseder halde buldum.


Bölüm tasarımlarına gelecek olursak burada yapımcı ekip oldukça başarılı bir iş çıkarmış diyebilirim. Orijinal Half-Life ruhunu ve tasarımını koruyarak daha kaliteli ve modern bölüm tasarımları yapmayı başarmışlar. Oyunda ilerlediğiniz bölümler size oldukça tanıdık gelecek ve nostalji hissinizi kat ve kat arttıracak. Sadece orijinali korumakla kalmayıp yeni ara sahne ve bulmacalar da ekleyerek oyun deneyiminizi arttırmayı başarmışlar. Half-Life’ın başardığın en güzel noktalardan biri de, oyundaki mekan sayısının çok fazla olmamasına rağmen rahatlıkla gittiğiniz her mekanın farklı olduğunu hissine kapılıyorsunuz. Bu şekilde de oyun tekrara düşme hissini kırıyor.


Silah çeşitliliği anlamında da oyun doyurucu seviyede diyebilirim; özellikle 1998 yılında çıkan bir oyuna göre oldukça fazla silaha sahip oluyorsunuz. Bu silahlar arasında serinin ikonik silahı levye, SPAS-12 Shotgun, MP-5 makineli tabanca, Glock 17 pistol, .357 magnum altı patlar, dürbünlü arbalet, RPG Roket atar ve tabii ki bilim kurgu hayranları için yapılan Gluon Gun ve Gauss Gun gibi geniş bir yelpaze mevcut. Silahların yanı sıra el bombaları ve mayın gibi patlayıcıları da kullanabilme imkanına sahibiz. Kullandığınız her silahın farklı bir oynanış hissi verdiğini söyleyebilirim, ancak ateşli silahlar diğer oyunlarda kullandığımız silahlardan çok da farklı değil. Hatta çok daha gerçekçi ve eğlenceli oynanışa sahip benzer silahları da başka oyunlarda çokça gördük. Aynı durum uzaylı ve teknolojik silahlar için de söz konusu. Eğlenceli oldukları bir gerçek, fakat çok daha iyi ve farklı hissettiren silahları başka oyunlarda, örneğin DOOM serisinde deneyimledik. Oyunda, son bir iki bölüm hariç mermi bulmada sıkıntı çekmedim, çoğu zaman sahip olduğum mermiler bana yetti de arttı diyebilirim.


Vuruş hissi için ne çok kötü ne de çok iyi diyebilirim vurduğunuz düşmanlar fazla tepki vermiyor ama en azından duvara ateş ediyormuş hissine de kapılmıyorsunuz. Yapay zeka oldukça iyi, düşmanlar sürekli etrafa dağılıp sizi bir yere sıkıştırıyorlar ve durmadan ateş ediyorlar. Eşyaların ve duvarların arkasına saklanıp size saldırmak için fırsat bekliyorlar, ancak çoğu düşman oyunda fazla etkili değil ve sizi zorlayamıyor. Çoğu zaman kalabalık düşmanlarla mücadele ediyorsunuz ve savaşlardan fazla hasar almadan çıkabiliyorsunuz.


Düşman çeşitliliği ise oyunun belki de en büyük eksikliklerinden biri olabilir. Temelde iki çeşit düşmanla karşılaşıyoruz; bunlardan biri Xen ırkından gelen uzaylılar, diğeri ise devletin yolladığı askerler. Uzaylılar oyunun sonlarına doğru biraz daha çeşitliliğe sahip olsalar da savaştığımız diğer askerlerin hepsi tasarım olarak birbirinin aynısı. Bu durum bir süre sonra bazı oyuncuları sıkabilir. Ancak şuna değinmekte fayda var ki, bu oldukça eski bir oyun ve o zamanın imkanlarıyla yapımcı ekip ancak bu kadarını yapabilmiş. Crowbar Collective bunu geliştirerek en azından tasarım olarak düşmanları değiştirebilirdi belki. Belki de orijinalini bozmak istemediler, emin değilim. Oyunda savaştığımız iki tane bölüm sonu canavarı var ve bunların ikisiyle de oyunun sonlarında karşılaşıyoruz. Benim açımdan gayet yeterli ve fazlasını aratmayacak seviyede diyebilirim.


Bana göre eski bir oyun olmasının getirdiği en güzel özelliklerden birisi de oyunu istediğiniz zaman kendiniz "F6" tuşuna basarak kaydedebiliyor ve "F7" tuşuna basarak en son kayıt ettiğiniz yere dönebiliyor olmanız. Her ne kadar oyun, siz bölüm geçtikçe otomatik kayıt yapsa da bu seçeneğe sahip olmanız çoğu zaman sizin işinize yarıyor. Oyunu oynarken kendi kendime sürekli keşke günümüz oyunlarında da hala kullanılan bir özellik olsa dediğimi hatırlıyorum.


Bunların yanında, oyunun büyük sorunlarından biri de özellikle açık alanlarda çok sayıda düşman ile karşılaştığımız zaman başıma gelen FPS (frames per second) düşmesi oldu. Çok sık karşıma çıkan veya oyun deneyimimi fazla baltalayan bir problem olmasa da canımı sıkmadı değil. Özellikle sonlara doğru bir bölümde gözlerimi baya yordu ve ne olup bittiğini takip etmemi zorlaştırdı, ancak güncelleme ile düzeltilemeyecek bir problem değil.


GÖRSELLİK

İlk bakıldığında oyunun grafikleri 2020 yılında çıkmış bir oyunun sahip olduğu görsel kaliteye sahip olmasa da aslında bunun sebebi kullanılan “Source Engine” grafik motorunun eski bir motor olmasından kaynaklanıyor. İlk oyuna oranla çok daha kaliteli ve detaylı kaplamalar ve poligonlar mevcut. Ayrıca karakter tasarımları tekrar elden geçirilmiş her ne kadar birbirinin aynısı insan tipleriyle karşılaşsak da kıyafet ve yüz detaylarını geliştirmek için yapımcı ekip baya bir zaman ve emek harcamış.


Crowbar Collection ışıklandırma ve gölgelendirme gibi teknik detayları da ince ince oyuna işlemiş. Half-Life 2'de karşımıza çıkan devrimsel fizik animasyonları ve nesnelerle olan etkileşimin bu oyuna da eklenmiş olması beni oldukça sevindirdi. Orijinal oyuna kıyasla çok daha net ve kaliteli grafiklere sahip bir oyun var karşımızda. Yapımcı ekibin amacı eski tarz görseli koruyarak günümüz standartlarına daha uygun bir oyun deneyimi yaşamamızı sağlamak. Açıkça söylemek gerekirse yer yer kullanılan grafik motorunun eskiliği göze batsa da genel anlamda günümüzde hala keyifle oynayabileceğimiz, "taş" gibi görselliğe sahip bir oyun.


MÜZİK VE SESLENDİRME

Genel itibariyle oyun, orijinal ses efektlerini ve müziklerini korumayı başarmış. Silah sesleri yeniden elden geçirilmiş ve daha gerçekçi ses efektleri eklenmiş. Karakter seslendirmeleri ilk oyunda da olduğu gibi oldukça zayıf ve yetersiz. Neredeyse her karakteri aynı ses aktörü seslendirmiş ve bu bir süre sonra insanı rahatsız etmeye başlıyor. Seslendirme ve müzik konusunda daha fazla bahsedilecek bir şey yok yapımcı ekip oyunun geri kalanında olduğu gibi burada da orijinal sesleri korumaya özen göstermiş.


DEĞERLENDİRME

22 yılın ardından karşımızda hala bir şaheser duruyor. Ufak tefek hataları, kusurları olsa da eğlenceli oynanışıyla, geliştirilmiş görselliğiyle, kaliteli hikaye kurgusunu başarılı şekilde anlatışıyla ve de ikonik anlarıyla Black Mesa, orijinal Half-Life oyununa hem oldukça sadık kalarak hem de ufak modern değişiklik ve geliştirmelerle günümüz oyun dünyasına harika bir şekilde uyarlanmış. Eğer zamanında oyun eski diye şans vermediyseniz şu anda bu oyunu deneyim etmenizin tam zamanı. Tüm oyun severlere bu oyunu şiddetle tavsiye ediyorum.



FAYDALI LİNKLER

https://www.crowbarcollective.com/games/black-mesa

https://store.steampowered.com/app/362890/Black_Mesa/

https://www.metacritic.com/game/pc/black-mesa




Nymriell Gaming tarafından Wix.com ile kurulmuştur.

  • Instagram
  • Twitter